info@duyusalakademi.com
0216 469 21 57 - 0544 232 32 62

Beyin Gelişimi Kurallarının Uygulanması

Ebru Sidar / 05.10.2015

Merhabalar. 

Bir önceki yazımda sizlere çocuklarınızın beyin gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi özetleyen 25 temel kuraldan bahsetmiş, örnek aktiviteler vereceğimi söylemiştim. Biraz araştırınca bebekleriniz ile yapabileceğiniz oyun ve aktivitelerle ilgili internette bile çokça kaynak olduğunu göreceksiniz. Buna rağmen beyin gelişim kurallarının neler olduğunu ya da aktiviteleri bilmenin süreci tam olarak doğru yönetmenize yetmeyebileceğini düşünüyorum. Bu düşünceden yola çıkarak, size tuttuğum balıklardan vermek yerine balık tutmayı öğretmek hevesi ile basamakların her birinin açılımını yapmayı ve mantığını anlamanızı sağlamaya karar verdim. Böylece evde çocuğunuz örneğin, bir mandalla oynamak istediğinde; mandalla oynanabilecek faydalı oyunları kendiniz üretebilir ve çeşitlendirebilirsiniz.

Öncelikle bu basamakları uygularken asıl önemli olan noktaya vurgu yapmak istiyorum. Mesleğim gereği gelişimsel alanlarda çeşitli sıkıntılar yaşayan çocuklarla uzun yıllardır çalışıyorum. Yıllar içerisinde terapilerdeki yenilikleri takip etmek için katıldığımız kongre ve toplantılarda, çocuklarımızdaki dikkat dağınıklığı, otizm ve hiperaktivite gibi sorunların artışının, terapi yöntemlerindeki gelişimin hızını çoktan geçmiş olduğunu görüyoruz ne yazık ki. Örneğin 1985 yılında otizmin görülme oranı 2500 kişide 1 iken bu orann, 1995 yılında 500 de 1, 2001 yılında 250 de 1, 2007 yılında 150’de 1, 2009’ da 110’da 1 olduğu ve son olarak geçtiğimiz sene yapılan araştırmalarda her 80 erkek çocuktan 1’inde görüldüğü ortaya çıkmış.

 Benim problemli durumlardaki yükselişin bu şekilde hızla meydana geliyor oluşu ile ilgili tezimi; ‘’Teknolojinin gelişmesini takiben tv, internet, cep telefonu gibi araçların günlük hayatımızın içine daha fazla girerek bireysel geçirdiğimiz zamanı arttırması, çocuklarımızın apartmanlardan dışarı çıkamayışı; parkta, kreşte ya da yuvada geçirdikleri zamanların ise anne-baba-bakıcı-öğretmen eşliğinde ve kısa sürelerle sınırlı oluşu, genleriyle oynanmamış ve uygun koşullarda yetiştirilmiş besin maddelerinden kuşaklar boyunca hızla uzaklaştırılmamız’’ şeklinde özetleyebiliriz.

Bebeklerimizi kucağımızdan indirmeyip mikrop kapar, çarpar, düşer vb korkularıyla birçok fiziksel ve sosyal tecrübeden esirgeyişimiz de yine bugünlere denk geliyor.

Cahillik mutluluktur diye bir söz vardır, ilk duyduğumda hayatın sırrını çözmüş gibi hissetmiştim kendimi. Yüzyıllar içinde deneme yanılma yöntemi ile doğruluğu ispatlanmış yöntemleri (nine-dede yöntemlerini) reddedip de kendi doğru bildiklerimizi yapıp, bir yandan da başına gelebilecek kötülüklerden çocuğumuzu korumaya çalışırken acaba bilmeden ona kötülük mü yapıyoruz? Terapide kullandığım birçok yöntemin eskiden, anneanne veya babaannelerimizin çocuk yetiştirmek için kullandıkları yöntemler arasında oluşu sık sık bu konularda düşündürür beni.

Beyin gelişimi açısından insanoğlunun tarihine baktığımızda taş devrinden bugüne kadar binlerce yıllık dönemi dört tekerlek üzerinde gelmediğimizi görüyoruz. İnsan beyni savaşarak, hayatta kalmaya çalışarak, koşarak, koloniler halinde yaşayarak, hatırlamak, düşünmek, çözmek zorunda olarak evrimleşti ve gelişti. Bizler belki en şanslı kuşak değildik ama bundan 20-30 yıl öncesine kadar, sokağa çıkıp saatlerce arkadaşlarımızla koşturup oyunlar oynuyor, oyunlar sırasında hayal gücümüzü, matematiğimizi, sosyal iletişimimizi güçlendiriyor, arkadaşlarımızla yaşadığımız sorunlarda daha 3-4 yaşındayken bile kendimiz sorunu çözmeye çalışıp duygularımızla baş etmenin yolunu buluyor, fikir üretme, problem çözme gibi basamakları annemiz 100 metre ötede bizi izlemiyorken ya da öğretmenimiz müdahale etmeden yapıyorduk.

Tüm bunlardan bahsetme sebebim; çocuğunuz için aşağıda verdiğim kurallardan yola çıkarak gelişimsel oyunları kurgularken, bu gerçekleri yeniden hatırlamanızı sağlamak.

Tüm basamaklara tek tek ekleme yapmak yerine en önemli olan basamağı girişe eklemek istiyorum:

Hepimizin beyinlerinde ‘ayna nöronlar’ ismi verilen hücreler vardır. Bu nöronlar sayesinde de yeni doğmuş bebeğiniz bile henüz çok küçükken sizi taklit eder, sizinle empati kurabilir. Bu nedenle çocuğunuzla oyunlar oynarken yapmanız gereken en önemli şey; onunla göz temasınızı hiç kaybetmemeniz adına, onunla aynı seviyede olmanız, duruma uygun duygularınızı ona ses tonunuzla, sözlerinizle ve mimiklerinizle belli etmeniz, iletişim kurarken -özellikle küçük bebeklerde- anlamasını kolaylaştırmak için jestlerinizi, ses tonunuzu ve mimiklerinizi çoğu zaman abartarak kullanmanız.

Aynı zamanda bebeğinizle;

·        Karşılıklı iletişimi sürdürerek ‘’önce sen, şimdi sıra bende’’ gibi sıralı oyunlar oynayın.

·        Seçtiğiniz oyun ve aktivitelerin amaca yönelik olmasını sağlayın ve amaca ulaştığınızda oyunu bitirin.

·        Bunu yaparken çocuğunuzun dikkat süresini arttırmak amacıyla, seçtiği oyun ve oyuncakla uzun süre oynamasını sağlamaya çalışın.

·        Oyunlarınız ya da tüm günlük bakım aktiviteleriniz sırasında bebeğiniz-çocuğunuzla iletişime geçin. Yaptığınız her şeyi ona da anlatın.

·        ‘’Ne istersin? Şimdi ne yapalım?’’ şeklindeki sorularla onun tercihler yapmasını ya da en azından sorduğunuz soru üzerinde düşünmesini sağlayın, .

·        Biraz daha büyük çocuklarda, örneğin yardıma ihtiyacı olduğu durumlarda sizden yardım istemesini bekleyin. Kıyafetlerini değiştirirken, yemeğini yedirirken siz onun yerine işi yapmayın, onun da aktiviteye katılmasını ve size yardım etmesini isteyin. Böylece bütün aktiviteleri ortak yapmanız onu geliştirirken, aranızdaki iletişimi de güçlendirecektir.

Beyin plastisitesini destekleyen kurallara geri dönecek olursak,

Çocuğunuzun gelişimini desteklemeniz için hayatınıza katmanız gereken önemli kurallar: (Sıralamayı önceki yazımdaki ile aynı tutacağım)


1. Duyusal Bütünleme (Varsa duyusal sistemlerdeki problemlerin tedavisi):

Duyusal bütünleme konusunu sonraki yazılarımda ayrıntılı bir şekilde paylaşacağım ama şu aşamada bilemeniz gereken en önemli şey; çocuğunuzun duyu bütünleme problemleri varsa, bu problemleri ortadan kaldırarak onun kendi vücudunu ve dünyayı doğru algılamasını sağlamadığınız taktirde, farklı alanlarda gelişimini beklemek sadece onun üzerindeki yükü ve stresi arttırmaktan öteye gidemeyecektir.

2.    Fiziksel Egzersiz:

Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki fiziksel egzersiz onlarca faydasının dışında, birçok farklı sebepten dolayı zeka gelişimini de destekler. Bu sebeplerden sadece birisi, yapılan egzersizle birlikte vücuttaki kan dolaşımının hızlanması ve beyne giden kan miktarının artması ile birlikte beyin hücrelerinin daha iyi beslenecek olmasıdır. Bu nedenle çocuklarınızı spora yönlendirmeniz, oyun ve aktivitelerinizin içinde bol bol efor harcatmanız, hem fiziksel hem de zihinsel gelişimine en büyük desteği sağlayacaktır. Küçük bebekler için son dönemde haklı popülerliğini kazanmış olan oyun halıları sizin için yol gösterici olabilir. Bebeğinizin halının üzerinde yüzüstü ve sırt üstü harcayacağı efor ve gelişim basamaklarına göre önce dönmesi, sonra sürünmesi ve emeklemesi yönünde yapacağınız teşvikler onun fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel gelişimini de destekleyecektir. Yenidoğan döneminde uyanıkken yüzüstü pozisyonda oynamasına alıştırmanız onun için yapacağınız en büyük iyiliklerden biri olacaktır.  Büyüklerini taklit etme hevesi ile bir an önce ayağa kalkma derdinde olduğu için emeklemeden yürüyen çocuk sayısı ortalamanın çok üzerinde. Oysa emekleyen bebek vücudunu dik tutabilmek için kalça ve bacaklarının yanı sıra kollar ve sırt gibi üst kısımlarını da kontrol etmek, ellerinin ve ayaklarının belirli bir ritimle ardışık hareketini yönetmek ve bu sırada başını kaldırarak etrafta ne olup bittiğini gözlemlemek zorundadır. Tüm bu aktiviteleri aynı anda yapmak, merkezi sinir siteminde kompleks reaksiyonların gerçekleşmesine ve böylelikle beyin gelişiminin sağlanmasına yardımcı olur. 

Bu sebeple emekleme dönemindeki çocuğunuzun (8-10 ay civarı) en az 2 ay bu dönemi yaşaması gerektiğini ve onu bir an önce yürümeye teşvik etmenin bu önemli dönemin kısa sürmesine neden olacağını lütfen unutmayın. Bırakın zaten en fazla 3-4 ay süren bu dönemi yaşasın ve ayakta durmaktan çok daha fazla enerji gerektiren bu basamağı eksiksiz tamamlasın. Özellikle yürüteç ya da hoppala tarzı ayakta durma aparatlarını hem kalça ve diğer eklemlere zarar verdiği hem de emeklemeyi engellediği için tavsiye etmediğimizi eklemek gerek sanırım burada.

3.    Çoklu uyaranlar:

Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki; oyunlarınızda çocuğunuzun çevresindeki uyaranların bolluğu beynin beslenmesini sağlayarak zihinsel gelişimini ve öğrenme sürecini destekler. Bu nedenle oyunlarınızda kullandığınız uyaran seviyesini maksimum düzeyde tutmaya gayret etmelisiniz.

Örnek olarak çok basit bir oyunu bile kullanabiliriz: Örneğin bebeğinizi yeni aldığınız çıngırakla tanıştırmak için bir oyun kurmak istiyorsunuz. Tanıştırma oyununuzda bebeğinize, çıngırağı birçok farklı duyusal uyaran kullanarak tanıtmanız, onun öğrenme hızını arttıracaktır. Bunun için örneğin bu oyunda kullanabileceğiniz uyaranlar; görme, işitme, dokunma, tat, koku, hareket ve vücut farkındalığı duyuları olmak üzere 7 farklı duyu olabilir. (Sonraki yazılarımda duyusal bütünlemeden bahsederken göreceksiniz ki aslında 5 değil 7 duyumuz var)

Çıngırağı tanıtmak için bebeğinizin görme hizasında tutun (Görsel), bu sırada çıngırağı sallayın. Bebeğiniz 2 aylıktan küçük ise, görsel sistem henüz tam olarak gelişmiş olmayacağı için sallama hızınızın mümkün olduğu kadar yavaş ve yakından olması gerekiyor. Aynı zamanda bu dönemdeki çocuklar kırmızı-siyah-beyaz gibi kontrast renkler ile geometrik şekilleri algılayabildikleri için seçeceğiniz oyuncağın bu özellikleri taşımasına dikkat etmelisiniz.

Çıngırağı sallarken, siz de çıngırağın çıkardığı sesi aynı anda taklit edin ya da çıngırağın sesi ile ilişkilendirebileceğiniz bir ritim belirleyerek onu söyleyin (İşitsel).

Bebeğinizin çıngırağa dokunmasına ve tutmasına izin verin (Dokunma). Hatta sesi taklit ederek çıngırağı sallarken onun eline, ayağına ya da gövdesinde herhangi bir noktaya çıngırakla yavaşça vurarak ses ile dokunmayı bütünleştirmesini sağlayabilirsiniz. Dokunma sistemini görsel sistem ile de bütünleştirmek de önemlidir bu nedenle yine çıngırak örneğimizde bebeğinizi çıngırağın uzaysal konumdaki boyutlarını anlamak için, elinde tutup farklı dokulardaki yüzeylerini keşfetmesine teşvik etmek faydalı olacaktır. Çoklu uyaranlar basamağında, dokunma sistemi ile ilgili önemli olan bebek ve çocukların gördükleri şeyleri dokunarak da tanımalarının öğrenmelerini hızlandıracağı. Özellikle yazın çimlerin ve kumların üzerinde yatmaları, evde sert halı, yumuşak battaniye, parke vb değişik yüzeylerde oynayabilmelerini sağlamak ve onlar için seçilen oyuncakların farklı dokulara sahip olması bu açıdan önemlidir.

Birçok annenin korkulu rüyası olmasına rağmen, özellikle bebekler dünyayı ağız yoluyla keşfederler. Yani aslında objeleri ağızlarına sokmalarının sebebi sadece dişlerini kaşımak değildir. Bu nedenle çıngırak oyunumuzda oyuncağını ağzına sokmasına müsaade edin (Tat)

Çıngırağın titreşimli ve biraz ağır olmasını sağlarsanız bebeğinizin eklemlerini uyararak vücut farkındalığı duyusunu da desteklemiş olacaksınız.

Daha sonra yazacağım yazılarda hareket ve denge duyusundan ve nasıl uyarılabileceğinden ayrıntılı bir şekilde bahsedeceğim. Fakat bu aşamada bilmeniz gereken şey; vestibuler duyu (Hareket ve denge duyusu) yerçekimine karşı direndiğimiz için günün her anı, uykudayken bile sürekli beyne uyarımlar gönderir.

Son olarak koklaması için ara sıra burnuna yaklaştırın. Hatta zararlı olmayan bitkisel esanslı yağları hafif dozda kullanarak, koku duyusunu da pekiştirmek için objelerin kendisine has kokusu olmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için; bebeğinizle oynamayı seçtiğiniz her oyuncağın kokusunun farklı olmasını sağlamak adına her oyuncağa farklı bir yağ kullanabilirsiniz. Koku duyusunun hafıza ve duygular üzerindeki etkisi artık biliniyor ve bilimsel araştırmalar gösteriyor ki bebeğinizi aynı oyuncakla oynatmak istediğinizde işin içine aynı kokuyu da eklerseniz onun oyununuzu hatırlama ihtimalini çok arttırabilirsiniz.

Çoklu uyaran basamağı sizlere içinde çok fazla uyaran olan oyuncakların faydalı olacağını düşündürmesin lütfen. Işıklı, sesli, çok renkli oyuncaklar sadece ilgi konusunda sıkıntısı olan çocuklarda işe yarayabilir. Tek bir düğmeye basarak dakikalarca sürecek bir şarkıyı dinlemek yerine iki eliyle oyuncakları birbirine çarparak ses çıkarmasını sağlamaları ve bunu keşfetmeleri bizim için çok daha önemlidir. Benzer şekilde çocuğun görsel sisteminin, oyuncağın yoğun renkleri ile yorulması yerine; onun üç boyutlu kıvrımlarını görerek ve dokunarak eşleştirmesi yine daha çok tercih edilir bir şeydir.

4.    Problem Çözme:

Bebeğinizin, çocuğunuzun hayatının herhangi bir anında karşılaştığı sorunları çözmesi için çözüm yolunu kendi kendisine bulmasını sağlamanız gelişimi açısından çok önemlidir. İnsan beyni kendisine söylenen sözleri robot gibi uygulamaktansa edinilen negatif ve pozitif tecrübeleri işlemlerden geçirerek çok daha hızlı gelişir ve öğrenir. Örneğin koltuğa tırmanmaya ya da uzaktaki bir oyuncağı almaya çalışan bebeğinizin haline acıyıp onu kucaklayarak koltuğun üzerine koymanız veya oyuncağı alıp eline vermeniz aslında ona yaptığınız büyük bir kötülüktür. Bunun yerine ona yapması gerekenleri tek tek söylemeniz ve onun bunları yapmasını beklemeniz kısmen kötülüktür. Nasıl yapılabileceğini ona göstermek ve aynısını yapmasını istemek kısmen iyiliktir. O yaparken ona yardımcı olmak iyiliktir fakat en iyisi bebeğinizin düşe-kalka deneye-yanıla doğru yolu kendi tecrübeleriyle keşfetmesini sağlamaktır. Basit bir koltuğa tırmanma aktivitesinde bile onun beyni:

·        Önce problemi tanımlayacak

·        Ardından problemin sebeplerini belirleyecek

·        Çözüme ilişkin planlamayı yapacak

·        Planını uygulayacak

·        Son olarak sonuçların gözden geçirerek başarısının ya da başarısızlığının tadını çıkaracaktır.

Tüm bu uğraşlar sonucunda yapması gereklerin yanı sıra her yanlış adımla edindiği tecrübe sonucu yapmaması gerekenleri de öğrenecektir. Sinir sisteminde bu sırada ortaya çıkan yeni bağlantılar bebeğiniz bu aktiviteyi tekrarladıkça yerleşecek ve kazandığı gelişimler otomatikleşecektir.

5.    Fikir Üretme: 

Çocuğunuzun yeni fikirler üretmesi ve bu sayede hayalgücünü geliştirmesi onun beyninde çok hızlı ve kalıcı sinaptik bağlantılar kurulmasını sağlar. Küçük bir bebek eline verilen tahta kaşık ile oyununda; başlangıçta yere atarak çıkardığı sesi dinlerken, zamanla o tahta kaşığın davul çalabileceği bir bagete, küreğe, dondurma külahına, bebeğinin saçını taradığı bir tarağa ya da zamanla çok daha kompleks fikirler üreterek oyuncak bir arabaya ya da bebeğe dönüştüğünü hayal eder ve ona kıyafetler giydirerek hayalini hayata geçirir. Yeni konuşmaya başlayan çocuğun ba-ba hecelerini zamanla uzun cümlelere dönüştürmesi gibi yeni fikirler üretmek de basitten başlayıp karmaşığa doğru gelişir.

Çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz zaman dilimlerinde (sadece oyun ve aktiviteler sırasında değil günün her anında) onun; hayatı ve çevresindeki dünyayı tanımak için bol bol deneyler yaptığını göreceksiniz. Bu deneyler zaman zaman size yanlış, hatta bazen de tehlikeli göründüğü için farkına bile varmadan bu deneylere karşı bir tutum içerisine giriyor olabilirsiniz. Çünkü örneğin bebeğiniz mama sandalyesinden aşağıya oyuncaklarını atıyor ve neler olacağını ilgiyle izliyor olabilir. Banyoda klozetin içinde ya da yatak odanızdaki dolabınızda aslında yapmak istediği çok fazla uçuk-kaçık planı olabilir.

Bazen çocuğunuzun sizin ona verdiğiniz oyuncakla fonksiyonunun dışında size anlamsız görünen oyunlar oynadığını görürsünüz. Örneğin benim kuzenimin küçük kızı annesinin ona çubuklarla çalması için verdiği davulu tabure yaparak üzerine oturuyormuş, bu sırada çubukları da çeşitli keşif aşamalarından geçirdiğine eminim J

Önemli tehlikeler ve ciddi zarar verici davranışlar içermeyen keşif, hayal gücü ve fikir üretme çabalarındayken, çocuğunuza ‘Hayır’ kelimesini sık sık söylememenizi öneririm. Yeni keşifler yaparken çocuğunuzu mümkün olduğu kadar desteklemeniz ve bunun için, ürettiği yeni fikirlere ve objelere olan ilgisine karşılık vermeniz onun özgüven ve yaratıcılık başta olmak üzere, birçok farklı alanda gelişimine zemin hazırlar.

Bunu yaparken benim size önerim çocuğunuzun yeni fikirler üretmesi için ona uygun ortamlar yaratmanız. Çocuğunuzun yeni fikirler üretmesine uygun ortam:

·         Önünde onlarca renkli, ışıklı, müzikli oyuncak olan bir çocuk, hiçbir zaman yeni bir oyun kurmak ihtiyacı duymayacaktır çünkü bu oyuncaklar onu yeterince oyalar. Bu nedenle oyuncak seçiminizde minimalist davranmanızı tavsiye ederim. Örneğin basit bir plastik tabak bile onun hayal dünyasında şapkaya, kovaya, müzik aletine vs dönüşebilir. Bu nedenle çok da süslü püslü oyuncaklara ihtiyacınız olmadığını unutmayın.

·         Çocuğunuzun önüne basit oyuncaklar koyduğunuzda, başlangıçta bu oyuncakla ne yapacağını bilmese bile, zamanla aynı oyuncağı farklı amaçlar için kullanmaya başlayacağını, yeni fikirler üreteceğini göreceksiniz. Bu nedenle aynı anda önüne onlarca farklı oyuncak yığmayın, kafasını karıştırmayın. Aynı anda maksimum 2-3 oyuncak yeterli olacaktır.

·         Yine benzer sebepten, ona zaman verin.

·         Fikir üretmesini sağlamak için yapabileceğiniz bir başka şey de ona sorular sorarak yönlendirmeniz. Günlük yaşamındaki aktiviteler sırasında bol bol 5N1K sorularını kullanın. 5N1K basamağına daha sonra örneklerle değineceğim.

·         Eline verdiğiniz bir oyuncağı nasıl kullanacağını hemen anlatmayın ve onun keşifler yapmasını sağlayın.

·         Tüm gününü siz planlamayın ve ona da söz hakkı verin

·         Doğayla iç içe yaşaması ve gözlem yapabilmesi için ortamlar yaratmaya gayret edin.

·         Hayır kelimesini çok gerekli olmadıkça kullanmamaya çalışın.

·         Özellikle 3-4 yaşlarındaki çocuğunuzun bol miktarda J sorduğu soruları size çok saçma bile gelse sabırla yanıtlamaya çalışın. “Çocuklar okula birer soru işareti olarak başlar ve nokta olarak bitirirler.” (Neil Postman).  Onun merak etmesini teşvik ederek, soru işareti olarak kalmasını sağlarsanız öğrenmeye olan hevesi hiç tükenmeyecektir.

 6.    Aktif Katılım: 

Çocuklar, bebeklik döneminde başlayan keşfetme sürecine çocukluklarında da devam ederler. Aslında ‘çok yaramaz’ olduğu söylenen bebek ve çocukların birçoğu bu keşfetme süreci hakkında daha meraklı olanlardır. Ortalama bir bebek, dünyaya gelişinin hemen 6. ayında kendi etrafında dönmeye ve etrafındaki objelere ulaşmaya çalışmaya başlar. Hareket kabiliyeti arttıkça da evin içinde keşfetmeye çalıştığı yer sayısı hızla artar. Yerde istediği oyuncağa ulaşmak için debelenen çocuğunuza oyuncağı siz alıp verdiğinizde onu, hem fiziksel hem de zihinsel birçok alanda edineceği tecrübeden mahrum bırakacağınızı unutmayın.

Aktif katılım basamağına daha önce problem çözme basamağında kısmen giriş yapmış ve şöyle özetlemiştim:

·  Koltuğa tırmanmaya ya da uzaktaki bir oyuncağı almaya çalışan bebeğinizin haline acıyıp, onu kucaklayarak koltuğun üzerine koymanız veya oyuncağı alıp eline vermeniz aslında ona yaptığınız büyük bir kötülüktür.

·         Bunun yerine ona yapması gerekenleri tek tek söylemeniz ve onun bunları yapmasını beklemeniz kısmen kötülüktür.

·         Nasıl yapılabileceğini ona göstermek ve aynısını yapmasını istemek kısmen iyiliktir.

·         Yaparken ona yardımcı olmak iyiliktir

·         Fakat en iyisi bebeğinizin düşe-kalka deneye-yanıla doğru yolu kendi tecrübeleriyle keşfetmesini sağlamaktır

Sinaptik bağlantıları dolayısı ile beyin gelişimini destekleyen kurallarımızdan biri olan aktif katılım kuralımızda, asıl önemli olan çocuğunuzun ‘yerine’ onun yapabileceği şeyleri yapmamanız gerektiği. Bunun için; çocuğunuzun gün içerisindeki bakımı ve beslenmesi dahil olmak üzere tüm aktivitelerde sorumluluk almasını sağlamanız gerekiyor. Zaman içerisinde aktivitenin tamamını mümkün olduğu kadar kendi kendine yapmasını sağlamaya çalışın. Örneğin bunu aktığında bir peçeteyle burnumu silmek yerine önce ikiniz birlikte peçeteyi tutup burnunu silerken, zamanla peçeteyi eline verip onun bunu bağımsız yapmasını sağlamanız gerekmekte. Bu basamak size BLW’yi (Baby Led Weaning)  hatırlatmış olabilir, orada da amaçlardan biri çocuğun sorumluluk almasını sağlamaktır.

Çocuğunuzun gelişimi için günlük yaşam akışının tamamına aktif katılmasını, onu ilgilendiren sosyal, fiziksel tüm olayların tamamen bir parçası olmasını sağlamayı hedeflemelisiniz. Bunu uygulamaya koyarken dikkat etmeniz gereken en önemli şey, çocuğunuz yapması gereken şeyleri belki ilk seferlerde deneme aşamasındayken, teşvik edici bir tutum içinde olmanızdır. Çocuk gelişimini desteklerken anne-babalara yasak olan cümlelerimizi; ‘yapamazsın, düşersin, koşma, sen bırak ben yaparım’ şeklinde sıralayabilir, örnekleri çeşitlendirebiliriz.

7.    Motivasyon: 

Çocuklar en önemli ve büyük kazanımları, çevrelerine kendi başlarına ve doğaları gereği ilgi duyduklarında yaşarlar.

Motivasyon öğrenmenin temel prensiplerinden birini oluşturur. Hızlı ve etkin öğrenmenin gerçekleşmesinde, motivasyonun maksimum düzeyde sağlanmasının süreci çok hızlandırdığını gösteren onlarca araştırma vardır. Motivasyonun etkisini anlayabilmek için kendinize bir bakın: sevmediğiniz, nefret ettiğiniz derslerde mi daha başarılıydınız? Ya da şimdi, bu yaşınızda bile eğlenerek mi daha kolay öğrenirsiniz yoksa dayatma ile mi?

Çocuğunuza yeni bir şey öğretirken yapmanız gereken şey çok basittir: Oyunu kullanmak! Çocuklar için oyun oynayarak ve eğlenerek öğrenmek en büyük motivasyonu sağlar. Öğretmek istediğiniz şey her ne ise ( renkler, şekiller, nesneler vs) onun da içinde olduğu yepyeni bir oyun kurgularsanız hem amacınıza ulaşmanız çok daha hızlı olacaktır hem de çocuğunuzun o oyunun içinde edindiği yeni bilgileri unutma ihtimalini azaltmış, bilgilerin kalıcı olmasını sağlamış olursunuz.

Son zamanlarda oyuncakçılarda sıkça görülen bir oyuncaktan bahsedelim mesela. İsmini vermek istemediğim J bir yakınım küçük çocuğu için bunlardan bir tane almış, ona da yol göstermiş oluruz oyuncağı nasıl kullanacağı ile ilgili J

Almış olduğu oyuncak tamamen aynısı olmasa da resimdekine çok benzeyen bir yapboz: 

Bu oyuncakla amacımız renkleri, şekilleri öğretmek olabilir, aynı zamanda el-göz koordinasyonu ve ince motor gelişim çalışabiliriz. Oyuncağı almadan önce benim fikrimi almış olsaydı 1,5 yaşındaki çocuğa sakın alma diyeceğim bu sıkıcı oyuncağı sevgili bebesinin önüne koyup kırmızı daireyi yerine takalım, şimdi sıra yeşil dikdörtgende vs şeklinde yapbozun parçalarını anne-çocuk birlikte taktıklarını düşünün.

Bir de parçaların her birinin saklandığı, sonra birlikte saklanmış parçanın bulunduğu, bulunan parçanın uçarak yerine doğru gittiği, ama bu sırada yanlışlıkla! bebenin göbeğine doğru gidip onu gıdıkladığı, en sonunda yap-bozdaki yerine bir kuş edası ile konduğu bir oyun kurgulayalım. Tüm bu olaylar sırasında da ‘Kırmızı daire uçuyoooor, kırmızı daire nereye gittiiiii?’ vs gibi cümlelerle şeklin ve renginin sık sık tekrarlandığını düşünelim.

Sizde hangi oyunda çocuğun edindiği bilgi daha etkin ve kalıcı olabilir?

Eğitim ve öğretim sistemimizde de bu alanda eleştirilecek çok fazla şey var ama ben bu basamağı anne-baba-çocuk üçgeninde anlatmakla yetinmek istiyorum J

Çocuğunuzun motivasyonunu arttırmak için:

·         Oyunu kullanın

·         Basit aktivitelerle başlayın, zamanla zorlaştırın

·         Kısa vadeli hedefleriniz olsun ve bu hedefe ulaşmaya çalışın

·         Zaten yapması gereken aktiviteler dışında; yeni bir şeyi öğrendiği zaman, (mükemmel yapmıyor bile olsa) bol bol sosyal pekiştireç kullanın. Onu aferin, süper, bravo gibi övgülerden mahrum bırakmayın.

·         Her zaman olmasa bile, çok zor olan şeyleri başardığında ödül vermekten çekinmeyin. Bu ödül istediği bir oyuncak veya 1 saatlik TV izleme seansı olabilir.

·         Yeniliklerle dolu, farklı aktiviteler bulmaya çalışın. Söz konusu olan oyuncak aynı oyuncak bile olsa, oyununuza ilginç bulacağı, seveceği yenilikler katmaya gayret edin.

·         Oyunlarınızı ilgisini çekecek, merak edeceği, şaşıracağı, hayal dünyasını geliştirecek şekilde planlayın.

·         Mümkünse yaşıtları ile birlikte olmasını ve oynamasını sağlayın

·         Zenginleştirilmiş ortamlar yaratın.                  

8. Stres olmadan öğrenme

Araştırmacıların yaptığı çalışmalar, kısa süreli stresin öğrenmeyi desteklediğini fakat süresi uzamış stres altındaki insan beyninin bırakın yeni bilgiler öğrenmeyi; bildiği bilgileri bile açığa çıkaramadığını göstermektedir.

Birçoğumuzun başına gelmiştir; sınavdan çıktıktan hemen sonra, sınavda hatırlayamadığımız cevaplar bir anda aklımıza doluşur. Çünkü yaşadığımız stres, hafızamızı da zayıflatır.

Bu nedenle çocuklarımızın gelişimini desteklerken anne-babaya düşen en büyük görev, baskıcı, otoriter ve kuralcı tavır içerisine girmemek, bu sayede de, stresten arınmış mutlu bir birey yetiştirmeye çalışmak. Aynı şekilde asıl konumuza dönersek; çocuğunuzun sinir sistemini desteklemek adına onunla yapacağınız aktivitelerdeki tavrınızın da benzer şekilde katı ve kuralcı olması boşuna vakit kaybetmenize sebep olacakken, destekleyici ve uyumlu duruşunuz onun stres seviyesinin düşmesini, böylelikle hızla gelişimini sağlayacaktır. Unutmayın, çocuğunuzla güven dolu bir bağ oluşturup onun duygularına saygı duyarak, kendi pozitif duygularınızı ona aktardığınızda, onunla en etkili iletişimi ve etkileşimi de kolaylıkla sağlarsınız.

Yazının başında bahsettiğimiz kısa süreli stresi sağlayarak, nörolojik süreçleri ve beyin plastisitesini desteklemek için yapmanız gereken ise;

9. Mücadele ve meydan okuma

İnsan sinir sistemini sürekli canlı ve uyanık tutmak öğrenme süreçlerini destekler. Tahrik etme, uyandırma ve canlandırma unsurlarını çocuklarınızın oyunlarının içine katmak onunla oynadığınız oyunların sıradanlaşmasını ve çocuğunuzun aktiviteler üzerindeki heyecanını ve motivasyonunu yitirmesini engelleyecektir. Fakat asıl önemli olan; sinir sistemindeki alarm halinin sağlanması ve beynin sürekli uyanık tutulmasının sağlanması ile öğrenme kalitesinin kat kat artmasını desteklemesidir.

Oyunlar içindeki mücadele ve meydan okuma unsurlarını arttırdığınızda (Elbette doğru oranda zorluk ve stres olmadan öğrenme basamaklarını dikkate alarak); çocuğunuzun özgüvenini de desteklediğinizi, yetişkin hayatında zorluklara karşı daha hazırlıklı ve güçlü bir savaşçı olacağını, kendi ayakları üzerinde durma konusunda çok daha az sorun yaşayacağını da göreceksiniz.

Mücadele ve meydan okuma unsurunu oyunlarda nasıl kullanabilirsiniz küçük bir örnek vereyim: Oyun oynarken çocuğunuzun beklentisi dışında hareket edin, onu şaşırtın ve oyuna sürprizler ekleyin. Bu sayede oyununuzun dinamik ve değişken olmasını sağlayın. Aynı zamanda çevresel düzenlemeler ekleyebilir, eşyaların yerini değiştirebilir, oyun için gerekli olan malzemeleri her zamanki yerinden farklı yere koyabilir, sandalyelerin, masanın yerini değiştirerek önünde bir anda engeller oluşmasını sağlayabilirsiniz. Oyunlar sırasında her zaman onun yanında değil, karşısındaki rakibi olarak da bulunun.

Mesela onunla saklambaç oynarken oyununuzu bir anda körebe veya yerden yüksekle birleştirin. Tüm bunları yaparken öncesinde oyunu planlamamış ve değişimleri anlık yapmış olmalısınız. Böylece çocuğunuzun kafasındaki planı bozup yeni duruma adapte olmasını sağlarken, dikkatini ve katılımını arttırırsınız.

Mücadele; çocuğunuzun değişime ayak uydurma ve doğaçlama yapma içgüdülerini destekleyerek onun gelişimine katkıda bulunur.

10.Yeni ve farklı aktiviteler:

Yeni bir şey yapmak veya bilindik bir şeyi başka bir yolla yapmak başarılı etkileşimler için hayati önem taşır. Başa çıkılması gereken durumlara adapte olabilmek yeni beceri ve başarılara götürür. Bu nedenle oyunlarınızda farklılıkları ve yenilikleri ihmal etmeyin.

11. Kişiselleştirme-bireysel farklılıklar: 

Her çocuğun kendi içinde seviyesi farklıdır. Çocuğunuzun yaşına,  seviyesine, mizacına, ilgi ve yeteneklerine en uygun (ne çok zor ne de çok kolay) aktiviteleri seçin ki, asıl hedefimiz olan doğru adaptif cevabı (davranışı, tepkiyi, hareketi) çıkarabilsin. Seçtiğiniz herhangi bir oyun veya aktiviteyi bütün kurallarıyla çocuğunuza aynen uygulamak yerine kişiselleştirerek zorluk seviyesini arttırıp azaltın. Kalıpların dışına çıkarak yaratıcı olmaya çalışın.

12. Doğru oranda zorluk: 

Çocuklar en iyi gelişimi kendi yeteneklerine uyan zorlukları aşarak elde ederler. Çocuğunuzun zaten aşina olduğu ya da ona basit gelen oyunların hem sizin hem de onun için zaman kaybı olacağını unutmayın. Fakat oyunlardaki zorluk miktarının çocuğunuzun seviyesinden sadece bir ya da iki üst basamak olması gerektiğini, başarısız olacağı zor mücadelelere sokulmaması gerektiğini unutmayın.

Çocuğunuzun seviyesini geliştirmek için öncelikle onu kendi içinde değerlendirmelisiniz. Ardından seviyesinin bir-iki üst basamağı olan aşamadaki oyun ve aktiviteleri başarmasını hedeflemelisiniz. Böylece aktiviteleri kişiselleştirerek zorluk derecesini çocuğunuza göre ayarlamış olacak, öğrenmenin kalitesini ve başarı oranını arttıracaksınız.

13. Düzenli tekrar: 

Daha önce bahsettiğim gibi öğrenmenin ve hafızanın temelinde beyin plastisitesi bulunuyor. 

Beyindeki kimyasal ve elektriksel değişikliklerle beyin hücrelerine gönderilen uyaranlar sonucu, yeni sinaptik bağlantıların kurulması ve bu yolla beynin değişme ve gelişme yeteneği olan plastisitenin gerçekleşebilmesi için en önemli olan unsurlardan biri; uyaranların beyine düzenli aralıklarla iletilmesinin sağlanması. Yapılan araştırmalar kurulan nöronal ağların sık kullanıldıkça kuvvetlendiğini gösteriyor. Aynı zamanda kullanılmayan bağlantılar ise öylece durmuyor, kaybolup siliniyorlar.

Buradan bizim işimize yarayacak olan kısmı şöyle özetleyebiliriz; çocuğunuzla oynadığınız bir oyun ve aktivitede hedeflediğiniz amaca ulaşmanız tek başına yeterli olmuyor. Yani çocuğunuz yeni bir şey öğrenirken onun beyninde açtığınız sinaptik bağlantılar kısa süre sonra tekrar uyarılmazsa kapanmaya başlıyor. Bu nedenle yeni öğreteceğiniz aktivitenin düzenli tekrar edilmesi gerekiyor. Özellikle yeni öğrenilen bilginin yürümek, konuşmak gibi tamamen otomatikleşecek düzeye gelene, bellekte yer edinene dek düzenli olarak tekrarı gerekiyor.

Bunu daha iyi anlamak için piyano çalmayı öğrenmeyi düşünebilirsiniz. En iyi piyanist bile piyanonun başına ilk oturduğu zamanlar elini kolunu bile nereye koyacağını bilemezken, zamanla ve sık tekrar sonucu öğrenme tamamen gerçekleştikten sonra; beyinde bu işle uğraşan kısımların gelişmesi ile piyanoyu gözleri kapalı bile çalabilecek duruma gelir. Yani piyano çalmak artık onun beyninde otomatikleşir ve yürümek gibi sıradan bir aktivite kadar kolaylaşır.

Çocuğunuzun hayatının sıradan bir parçası haline getirmek istediğiniz şey her ne ise, bunu yapmanız aslında oldukça kolay. Burada yazdığım öğrenmeyi destekleyen basamaklardan en önemli ve etkili olan sık kullanmayı sağlayarak ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünü gerçekleştirebilirsiniz. Elbette ilgi alanı ve motivasyonu unutmamak, dayatma haline getirmemek koşulu ile.

14. Başarmak: 

Başarı en önemli pekiştireçtir. Eğlence ve başarı çocukları; sosyalleşerek diğerlerine katılmak ve gelecekteki alışkanlıklarını, rutinlerini ve yaşam biçimini oluşturacak kompleks işleri yapmak için motive eder.

Oyun ve aktivitelerinize hedefler koyarak çocuğunuzun başarıya ulaşmasını sağlamanız, aktivitelere olan motivasyonunu da arttıracaktır. Bir yandan aktivitelerin seviyesini bir-iki basamak yüksek tutmaya çalışırken başarıyı her seferinde garantilemek zor olabilir. Bu nedenle aktivitelerinizde bu basamağı uygularken gerektiğinde ona yardımcı olarak başarıya ulaşmasını sağlamalısınız. Başladığınız aktiviteyi bitirmek de önemli bir başarı unsurudur bu nedenle koşullar ne olursa olsun en basit oyunda bile aktiviteyi bitirerek hedefine ulaşmayı sağlamalısınız.

Burada önemli olan, çocuğunuza yardım ederken ‘Dur ben sana yardım edeyim’ tarzında, ona başarmak için yardıma ihtiyacı olduğunu düşündürecek cümleler kesinlikle kurmamanız gerektiği. Başarmak kuralında çocuğunuz hedefe ulaşmak için desteğe ihtiyaç duyduğunda, ona karşı kuracağınız sihirli cümleniz ‘Hadi birlikte yapalım’ olmalı. Böylelikle siz onun başarmış olma güdüsüne hızla ulaşmasını sağlarken onun hissettiği; ortak bir paydada buluşuyor ve paylaşıyor oluşunuz olacak. Buradaki dipnotumuz: Sihirli cümlemizi sadece çocuğunuz hedefe ulaşmak için desteğe ihtiyaç duyduğunda kurmalı ve yardım etmeyi alışkanlık haline getirmemelisiniz.

15. Tam yeri ve tam zamanı:

Sinir sisteminin davranışı veya beceriyi öğrenmeye ve kullanmaya hazır olduğu belirli zaman dilimleri vardır. Evde aktivite yaparken bu zaman dilimlerini yakalamak sizin için oldukça kolay olacaktır. Tam yeri; gerekli çevresel koşulların hazır ve uygun olduğu; tam zamanı ise; çocuğunuzun mutsuz, uykusuz, aç veya gergin olmadığı şeklinde sıralanabilecek koşulların sağlandığı anlardır.

Bunun yanında, tam yeri ve tam zamanı kuralı terapilerde kullanılırken; doğru adaptif cevabı açığa çıkarmak için doğru zamanda ve koşulda çocuğa en uygun uyaranı vermek şeklinde açıklanmaktadır. Bunu fark etmek ebeveyn için oldukça zor olacağından bu basamakta sizin yapmanız gerek sadece çocuğunuzun aktiviteye en açık olduğu anı kollamak olacaktır.

16. Beynin her iki hemisferinin de kullanılması: 

Bu basamakta bilmemiz gereken temel birkaç bilgi var:

Dışarıdan bakıldığında bir cevizi andıran beynimizin görevlerine göre farklı lobları ve bölümleri bulunuyor. Aynı zamanda beynimiz sağ ve sol hemisfer (yarım küre) olmak üzere 2 ye ayrılır. Sağ ve sol hemisfer genel olarak farklı görevleri üstlenmiştir.

Örneğin beynimizin sağ tarafı yani sağ hemisferimiz; ritim, renkler, resim, müzik, hayal kurma, hacim ve 3 boyutu algılama gibi sanatsal yetenekler ile vücudumuzun (yüzümüz dışında) sol tarafının kontrolünü sağlar.

Sol hemisferimiz ise; rakamsal işlemler, sayılar, diziler, aritmetik ve matematik, konuşma ve analiz etme gibi daha matematiksel ve mantıksal yetenekler ile vücudumuzun (yüzümüz hariç) sağ tarafının kontrolünü sağlar.

Bu iki hemisferi birbirine bağlayan beyniminizin ortasında bulunan sinir demetine ise corpus callosum denmektedir. Corpus callosum iki hemisfer arasındaki bilgi alışverişini sağlayan bir köprü görevi görür. Beynimizin iki hemisferi arasındaki iletişim ne kadar fazla ise corpus callosum o kadar gelişmiş yapıda olur. Yani corpus callosum’un gelişmiş olması beynin bir bütün olarak maksimum düzeyde kullanmasını sağlayarak zihinsel yeteneklerini maksimum seviyelere çıkartır.

Bu nedenle çocuklarımızın beyinlerinin her iki tarafını da eşit seviyede uyaracak aktiviteler yaptırmamız gerekmektedir. Çünkü beyninin ağırlıklı olarak tek bir tarafını kullanan kişilerin corpus callosumu yeterli düzeyde gelişmez.  Etkili ve hızlı öğrenmenin sağlanması için her iki beyin hemisferinin birlikte, dengeli bir şekilde kullanılması gerekir.

Bunu sağlamanın yollarının birçoğuna zaten beyin gelişim kurallarından bahsederken sık sık değindim ve değineceğim.

Bu basamakta özellikle belirtmem gerekenler; kitap okumak ve ritim. Kitap okurken sol tarafla takip edilen ve kavranan kavramlar sağ tarafta hayal edilir bu nedenle kitap okumak beynin her iki hemisferini birlikte uyarır.

Ritim için; öncelikle vücut farkındalığını da destekleyen ve vücudun her iki tarafının koordinasyonunu geliştiren aktiviteler önereceğim. Çocuğun vücudunun her iki tarafını da simetrik olarak kullanabilmesi ve bunu koordine gerektiren durumlarda da uygulayabilmesi bizim için önemlidir.

Dans etme, spor yapma, yüzme ya da basit beden eğitimi hareketleri gibi aktiviteler bu aşamada onun vücudunun iki taraflı entegrasyonunu destekleyecek aktiviteler olabilir. Daha erken dönemde bebeğin iki elini birden kullanması, oyuncağını bir elden diğerine geçirmesi, bacaklarını birlikte hareket ettirmesi, yerde sürünmesi, dönmesi, emeklemesi gibi fiziksel aktiviteler vücudun bilateral entegrasyonunu destekleyen aktivitelerdir.

Oyunlarınız sırasında çocuğunuzun her iki elini birlikte kullanmasını sağlayacağınız düzenlemeler yapmak, oyuncakları gözleri ile takip etmesini sağlamak, ellerinin ve ayaklarının gövdesini çaprazlamasına neden olacak oyunlar oynatmak bu aşamada onun beyin gelişimini desteklemenize çok yardımcı olacaktır.

Ritimde gözden kaçırmamamız gereken bir diğer unsur da müzik. Müzisyenler üzerinde yapılan araştırmalar corpus callosumlarının sıradan bir insandan daha gelişmiş olduğunu gösteriyor.

Müzik derken bahsettiğim illa Mozart olmak zorunda değil ama içinde belirli bir ritim barındıran müziğin iki yarım küre arasındaki iletişimi daha iyi desteklediği biliniyor. Bu nedenle ritim içeren müzikleri çocuğunuzun hayatının önemli bir parçası haline getirmenizi tavsiye ederim. Bunun için sırası ile müzik dinleme, şarkı söyleme, ritim tutma, duyduğu ritmi taklit etme, ritme vücutla eşlik etme, enstruman çalma basamaklarını uygulayabilirsiniz.

                          


17. Oynayarak öğrenme:  

Oyun oynamak çocuğun iç motivasyonunu canlandıran en doğal etkendir. Oyun oynamak öğrenmeyi eğlenceli hale getirir. Sadece çocuklar için değil, entelektüel oyunlar oynayan yetişkinler için de oyun, öğrenmeyi hızlandırır.

Bu nedenle çocuklarınıza yeni bir şey öğretirken oyunu kullanmanız sizin için de süreci hızlandıracak ve kolaylaştıracaktır.

Oyun oynarken çocuğunuzun yaşıtları ile iletişime geçmesini ve sosyalleşmesini temel hedef almanız sinir sistemi gelişiminde bahsettiğimiz birçok basamağı onun yaşıtları ile iletişime geçer, oyunlar oynarken kendi kendine yapmasını sağlayacaktır.

Bebeklik döneminden çıkar çıkmaz, hatta 1,5-2 yaşında çocuğunuzun diğer çocuklarla vakit geçirmesini sağlamaya başlamanızı ve bu vaktin mümkün olduğu kadar sizin müdahale ve yönlendirmelerinizden bağımsız süregelmesini desteklemenizi tavsiye ederim.

18. 5N1K soruları: 

Ne? Nerede? Nasıl? Neden? Ne Zaman? Kim? Çocuğunuzla gün içerisinde günlük yaşam aktivitelerinizi sürdürürken kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu kuralımız ile onun beynini sürekli formda tutabilirsiniz.

Bunu uygulayabilmek için ikinizin ilişkinizde, egonuzu bir yana bırakarak her şeyi bilen tüm cevapları yanıtlayan bir makine olmaktansa zaman zaman soruları soran taraf siz olun. Yani biraz ‘Aptalı’ oynayın. Cevabını bildiğiniz soruları onun fikrini merak ediyor ya da cevap hakkında hiçbir fikriniz yokmuşcasına bol bol çocuğunuza yöneltin. Böylece cevabı bilmiyor ve sizi yanıtlayamıyor olsa bile, onun cevap için zihnini çalıştırmasını ve canlı tutmasını sağlar, aynı zamanda cevabı bulmaya çalışan ve size destek olan taraf olmasını sağladığınız için özgüvenini desteklemiş olursunuz.

Dikkat etmeniz gereken şey sorduğunuz soruların ‘mı, mi’ gibi soru eki ile biten ve çocuğun basit ‘Evet-Hayır’ları ile yanıtlayabileceği sorular yerine onu düşünmeye sevkedecek nitelikte olması. Sorularınız çok basit olabilir; ‘Sence bu kapağı nasıl açacağız? , ‘Bu yeni bibloyu nereye koysak?’ ,  ‘Bu oyuncakla nasıl oynanıyor?’ ‘Akşam ne yemek yapalım?’ gibi…

19.Hafıza çalışmaları: 

5N1K sorularının içerisine hafızasını canlı tutacak sorular ekleyebilir bununla birlikte oyunlarınızın içine hafızayı destekleyecek aktiviteler ekleyebilirsiniz.

Örneğin çocuğunuzla polisiye oyunu oynayarak, bir önceki gün ya da hafta yaptıklarınız üzerinde sohbet ederken onu sorularınızla yönlendirerek ayrıntıları hatırlamasını sağlamaya çalışabilirsiniz.

Hafıza çalışmaları sırasında genellikle yapılan hata oyunlarda sadece görsel hafızaya yönelik çalışılması. Oysa sadece görsel hafızayı değil birçok farklı sistemde hafızayı pekiştirmek için oyunlar bulmak oldukça kolay. Görsel hafıza oyunları; çizdiğiniz bir resmi tüm ayrıntıları ile yeniden çizmesini ya da anlatmasını istemek, ters çevirdiğiniz kartlardaki resimlerin neler olduğunu hatırlamaya çalışmak, daha küçük çocuklarda, çirkin ol derken yaptığınız yüz taklidini daha sonra söylediğinizde hatırlayıp yapmasını istemek, yorganın altına sakladığınız oyuncağı bulmasını istemek (Nesne devamlılığı 9 aydan büyük bebeklerde oluştuğu için 9 ay sonrasında çalışılabilir) vs olabilir.

Diğer sistemlerde: Örneğin işitsel hafıza için: Söylediğiniz bir şarkıyı ya da ritmi tekrar ettirebilir, motor hafıza için: vücudunuzla yaptığınız bir hareketi hatırlamasına teşvik edebilir ya da dokunsal hafıza için; gözleri açıkken eline verdiğiniz objeleri gözleri kapalı iken tanımasını isteyebilirsiniz. Koku ve tat duyuları için daha önceden zaten tanıdığı tadı veya kokuyu gözleri kapalı iken tahmin etmesini isteyebilirsiniz.

Hafıza çalışmalarında dikkat edilecek nokta: Uzun ve kısa dönem hafıza beyinde farklı işlemlenir. Bu nedenle oyunlarda anlık kısa süreli hafıza aktiviteleri dışında daha eski anları da hatırlatacak aktiviteler üretmeye çalışmalısınız.

20.Simgesel düşünme: 

Gelişim basamakları içinde her çocuğun yaklaşık 2 yaşlarında oluşturmasını beklediğimiz simgesel düşünme yeteneğinde; çocuklar hayali –miş gibi- oyunlarını oynamaya başlarlar. Başlangıçta 2 yaştan küçük çocuklarda bile gözlemlediğimiz; saç fırçasını mikrofon gibi kullanma,  tabağı şapka gibi kafaya takma ya da mandalları araba gibi sürme şeklinde nesneleri sembolize ederek başladıkları simgesel düşünme süreci zamanla kompleksleşerek, evcilik, doktorculuk gibi oyunlarda rol edinmeye doğru gelişir.

Zihinde canlandırma ile üç boyutlu düşüncenin oluşmasını sağlayan sembolik zekayı, oyun ve aktivitelerinizde destekleyerek çocuğunuzun; dil gelişimi, neden sonuç ilişkisi, resim gibi sanatsal fonksiyonlar, mantık yürütme, kavram ve ihtimalleri analiz etme gibi alanlarda gelişimine önemli katkılar sağlayabilirsiniz.

Daha büyük yaşlardaki çocuklarınızda bu alıştırmayı kullanabilmeniz için ben şöyle bir örnek oyun kurguladım: Oyunumuzda içinde 5-6 kişinin olduğu bir fotoğraf kullanıyoruz. Amacımız fotoğraftaki kişilerin yaşlarını tahmin etmek. Oyuna başlarken öncelikle her bir sayıyı bir obje ile ilişkilendiriyor ve bunu birlikte ezberliyoruz. Daha sonra birinci kişinin yaşını tahmin ederken (Yaşın 21 olduğunu farz edelim) iki farklı obje isminden oluşan tahminimizi oyun arkadaşımızla paylaşıyoruz. Ardından bu sayıyı ezberleyebilmek için objelerin birbiri ile olan pozisyonunu canlandırıyor ve tarif ediyoruz. Diyelim oyunumuzda 1: Kitap 2: Resim çerçevesi olsun. 21 yaşında olduğunu tahmin ettiğimiz kişi için kitabın üzerinde duran bir fotoğraf çerçevesi tanımını kullanabilir, oyunu daha zorlaştırmak için fotoğraftaki insanların birbirleri ile olan ilişkilerini anlatmak için de yaşlarını oluşturan objelerin birbiri ile olan ilişkilerini imagine edebilirsiniz.

Simgesel düşünmeyi geliştiren bu oyunları çeşitlendirerek siz ve çocuğunuz için oldukça faydalı zihin egzersizi alıştırmaları üretebilirsiniz.

21. Uyku ve dinlenme:  

Her çocuğun yaşına göre uyku ihtiyacı birbirinden farklıdır. Fakat en önemli olan; yaş kaç olursa olsun, beynin dinlenerek şarj olması ve gün içinde edindiği bilgileri kaydedebilmesi için düzenli uykuya ihtiyacı vardır. Çocuğun gün içinde edindiği bilgilerle beyinde kurduğu yeni nöronal bağlantılar uyku sırasında güçlendirilir.

Aynı zamanda, tıpkı meşhur ninnimizde olduğu gibi; bebeklerimiz ‘Uyur da büyür’. Çünkü bebeklerde beyinden salgılanan ve büyümeyi destekleyen, bağışıklığı güçlendiren, hücreleri yenileyerek antioksidan etkileri olan melatonin hormonu da gece uykusu sırasında salgılanır.

Bununla birlikte, gün içinde yapılan küçük kestirmelerin de zihnin dinlenmesi ve yenilenmesi açısından olumlu etkileri olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Özellikle çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi için çok önemli olan uyku konusunda sıkıntı yaşayan bir çocuğunuz varsa, bu sorunu bir an önce çözmenizi tavsiye ederim. Küçük yaşlarda edinilen alışkanlıklar kalıcı olur ve bu problem, onun yetişkin hayatını da etkileyebilir. Bu konudaki desteği nereden almanız gerektiğini bildiğinizi düşünüyorum; şimdi dilerseniz bu basamağı okuduktan sonra Eren’in Uyku Eğitimi Notları’na tekrar bir göz atın J

22. Doğru Beslenme: 

Beyin, vücudumuzda sadece %2’lik bir yer kaplamasına rağmen, tüm vücudumuzdan üretilen enerjinin %20-25'ini tek başına tüketir. Bu nedenle daha iyi çalışabilmek için yakıta ihtiyaç duyar.

Beyin gelişimine destek olan besinler; glikoz, karbonhidratlar, E vitamini, magnezyum, demir, C vitamini, B vitamini, D vitamini, kalsiyum, omega 3, iyot, folik vs asit şeklinde kalabalık bir liste halinde sıralanabilir.

Bu kalabalık liste ile tek tek uğraşmak yerine; beyni beslemek için çocuklarımıza doğru beslenme alışkanlıkları edindirmemiz ve özellikle beyin gelişimine destek olan vitamin, mineral ve diğer besin maddelerini diyetlerinden eksik etmememiz en uygun çözüm olacaktır.

Yaşamının ilk yıllarında ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen ve 2 yaşına kadar anne sütü alan çocukların zeka becerilerinin diğer çocuklara kıyasla daha iyi olduğu artık her yerde söylenen ve bilinen bir gerçek. Bunun yanında, öncelikle çocuğunuzu, koruyucu katkı maddelerinden, konservelerden, yapay tatlandırıcılardan, gıda boyalarından, aşırı şeker ve beyaz un ve margarin gibi yağlardan, paketlenmiş ürünlerden uzak tutmaya çalışın. Her zaman doğal ve mevsiminde beslenmesine özen gösterin. Gün içinde hiçbir öğünü atlamamasına dikkat edin.

Tüm bunlarla birlikte; çocuğunuzun aşırı yemek yemesini engelleyin çünkü kan akımının mideye değil beyne gitmesini sağlamamız gerekiyor.

23.Tecrübe-Geçmiş bilgiler: 

Olgun beyin her zaman daha gelişmiş sinaptik bağlantılara sahiptir. (Yaşlılık dışında)

Çocuğunuzun yaşı ile ilişkilendirebileceğimiz bu basamakta önemli olan onun hafızasına kaydettiği bilgiler ve onları kullanma biçiminiz.

Sizin oyun ve aktivitelerinizde kullanarak çocuğunuzun zihin fonksiyonlarını desteklemek için bu basamakta kullanabileceğiniz yöntemimiz ise; çocuğunuza yeni bir bilgi öğretmeye çalışırken, daha önceden duyduğu, aşina olduğu, tanıdığı bilgileri kullanmaya çalışın. Böylece onun öğrenme sürecini çok hızlandırabilirsiniz. Çünkü yepyeni bir şeyi öğrenirken, zaten daha önceden hafızasına yerleşmiş olan ipuçlarını beynin derinliklerinden çıkarmak ve kullanmak onun için sıfırdan başlamaktan yani yepyeni sinaptik bağlantılar oluşturmaktan daha kolay olacaktır. Bu nedenle ipuçlarını ve kopyaları kullanmaya özen gösterin.

24. Doğru adaptif cevabı (Doğru Davranış) açığa çıkarma: 

Adaptif cevap: Çocuğunuzun belirli bir amaç doğrultusunda doğru sinirsel işlemlemeleri yaparak uygun davranışı, duygusal tepkiyi ya da motor aktiviteyi açığa çıkarmasıdır. Yani gelişmesini istediğimiz hedeflediğimiz durumdur.

En erken adaptif cevaplar arasında yüz jestlerinin taklidi ve başka bir bedene uzanma vardır. Bu erken sosyal motor hareketler aynı zamanda başkalarıyla iletişimin de ilk formudur.

Oyunlarınız sırasında her zaman amacınız doğru adaptif cevabı açığa çıkarmak olmalı. Hedeflediğiniz sonuca ulaşmak için şimdiye kadar bahsettiğim basamakları özgürce kullanmaktan çekinmeyin ve adaptif cevabın her zaman yeni öğrenilmiş bir bilgi olmadığını, bazen yapbozun doğru parçasını yerine koyabilmek iken; kimi zaman öfke kontrolü, kimi zaman bir koltuğa tırmanmak, kimi zaman gülümsemek gibi çok çeşitli hedefler olabileceğini unutmayın.

Aktiviteleriniz ve çocuğunuzla iletişiminiz sırasında hedeflerinizi çeşitlendirerek hem sosyal, hem psikolojik hem fiziksel birçok alanda adaptif cevaplar açığa çıkarabilir, doğru adaptif cevabı zaman içerisinde pekiştirerek de öğrenilmiş davranış haline getirebilirsiniz

25. Vücut farkındalığının desteklenmesi:

Hayatın ilk zamanlarından itibaren başlayan dokunma, hareket ve yerçekimi duyuları sayesinde çocuk; vücut farkındalığının desteklenmesi ile hem kendi vücudu hakkında bilgi ve kontrol sahibi olur hem de çevresindeki dünya ile doğru iletişime geçebilir, vücudunun çevresi ve başkalarıyla olan ilişkisi hakkında bilgi sağlar.

Kişiliğin oluşmasında, davranışların gelişmesinde, fiziksel gelişimde hep anahtar nokta çocuğun öz farkındalığını kazanmış olmasıdır.


Sevgiler;

Ebru Sidar 
Physical Therapist 
The University of Southern California-WPS Sensory İntegration Certified- SIPT Certified

DİĞER MAKALELER
Site içi Arama
Otizm Korkusu ile Getirdiğimiz Oğlumuz 3 Ay Sonra Konusuyordu 'Duyusal Akademi'ye geldiğimizde minik oğlumuz Sarp 2 yaşındaydı ve doktorlar otizmli olduğunu söylemişlerdi. Aldığımız seanslardan sonra 3 ay içinde oğlumuzun konuşmaya, gülmeye, bizimle oyunlar oynamaya başlaması bizim için mucize gibi bir şeydi. Ebru Hanım'a ve ekibine ne kadar teşekkür etsek az.' Sarp'ın Annesi
Kızımızın Dikkat Eksikliği Tamamen Düzeldi 'Kızım Defne 9 yaşında. Bu yaşına kadar okulda ve derslerde her zaman sorunlar yaşadı ve düzelmesi için bir çok farklı terapiye gidip ilacı bile denedik. Bundan 6 ay önce bir yakınımızın tavsiyesi ile Ebru Sidar Hanım ile tanışıp değerlendirmeye ve seanslara başladık. Kızımızın sıkıntılarının hızla düzelmesi öncelikle öğretmenlerini ve anne babası olarak bizi çok mutlu etti. Ders notlarının bile hızla yükseldiğine, daha sosyal ve mutlu bir çocuk olduğuna tanık oldum. Duyusal Akademi ekibi ile aile gibi olduk. Bize çok yardımları dokundu. Herkese çok teşekkür ederim.' Defne'nin Babası 
Sadece Çocuğumuz Değil Biz de İyileştik 'Anne baba olarak çocuğumuzun tuvalet kaçırma, öfke krizleri, uyku bozuklukları gibi sorunları ile yıllardır uğraşmaktan çok yorulmuştuk. Doktorumuzun tavsiyesi ile Duyusal Akademi'yi aradık. Ebru Hanım bize sadece duyu bütünleme terapisinin yeterli olacağını söylediğinde açıkçası inanamamıştık. Terapilerden sonra gerçekten de çocuğumuz çok değişti ve nerdeyse bütün sorunları düzeldi. Onun bu gelişimi bizim de ev içinde huzurlu olmamızı sağladı. Eşimle aramdaki sorunların çoğunun bu stresten kaynaklanmış olduğunu ve çocuğumuzdaki sıkıntılar ortadan kalkınca bizim ilişkimizin de düzeldiğini sevinerek söyleyebilirim.' 
ADRES : Atatürk Mahallesi Ekincioğlu Sok No:12 Ataşehir-İSTANBUL

TEL : 0544 232 32 62 / 0216 469 21 57

E-mail : info@duyusalakademi.com